Ara

Kaçış!

Karanlık… Her yerde küf kokusu ve asidik bir nem. Gözümü ilk açtığım günden beri aynı odanın içinde, zifiri karanlıkta tahta parçalarının arasında yaşamaktan öyle sıkıldım ki. Kaçmak mı? Yo yo, daha önce onlarca arkadaşımız hatta ailemden birçok kişi denedi. Çıkıp bizi de kurtaracaklarını, özgürlüğe giden yolu keşfedeceklerini söylediler ve hatta binlerce söz verdiler ama hiçbirisi geri gelmedi.

Bu kocaman odada hep birlikte yaşamak, aynı yerde yemek yiyip aynı yere işemek ne kadar zor olursa olsun bildiğim tek dünyayı kaybedemem. Evet, gün ışığını tek bir kere görmek için her şey feda edilebilirmiş gibi geliyor ama ben sanırım onların arasında değilim. Kendime itiraf etmek yıllar alsa da kabul ettikten sonra rahatladım; evet, ben bir korkağım.

Geçmişe, anılarına, ailesine, arkadaşlarına tutunan ve hayal etmekten başka hiçbir bok yapmayan bir asalak. Onlarcası bu karanlıktan kurtulmak için vedalaşırken içimden hep, o ben olmadığım için derin nefesler alan bir pislik. Lafa gelince mangalda kül bırakmayan, buradan gidemememin nedenlerini hep saçma sapan bahanelere bağlayan mikrop bir hayvanın tekiyim. Tekiydim.

Dün fark ettim. Artık gitmemem için bahanem kalmadığını diyorum, dün fark ettim. Yine buradan kaçmak için hazırlık yapan birini daha uzaktan dinlerken kendi kendime dedim ki; “ailesini bırakıp buradan gidecek kadar cesur ama ben kimseyi geride bırakamam”. Kimse? İçimdeki kimse yanıt verdi; “Kimse derken?”

Artık kimsemin kalmadığını anlatmaya çalışıyor içimdeki. Duymazlıktan geldim yine. Odanın içinde bir o tarafa bir bu tarafa olta atıp durdum hızlı hızlı. İçimdekini susturmak için dışarıdan gelen tıkırtılara kulak verdim. Çıkış yolunu bulmuş birileri ama geri dönmeye korkuyorlarmış. Ya o yolu da fark edip kapatırlarsa diye. O yüzden gidenler hızla kaçıyor ve dışarıda bir yerlerde sevdiklerinin gelmesini bekliyorlarmış. Ama ya o delikten kafalarını çıkarır çıkarmaz birileri tarafından canice öldürülüyorlarsa. Vurula vurula öldürülmektense burada ömrümün sonuna kadar pislik içinde yaşamak daha iyi değil mi?

- DEĞİL!

- Nasıl değil ya. Bal gibi de daha iyi.

Bıktım bu içimdeki sesin zırt pırt konuşmasından. Ota boka karışıyor sanki haddineymiş gibi. Sana ne lan sana ne. İstediğimi yaparım. Bu benim bedenim. Solup giden benim bedenim olacak hem de belki de sadece tek bir darbeyle.

Tekiydim. Saçma sapan bahanelerin arkasına sığınan mikrop bir hayvanın tekiydim. Düne kadar. Ama artık içimdeki sesi susturamıyorum. Sürekli aklımı çelmek için sesini artırıyor. Zaten artık burada bir avuç kaldık. Hepsi gitti. Tek tek yok oldular o tünelin içinde ve ölüp kaldıklarına dair tek bir haber bile gelmedi kulağımıza. Mikroplar. Buradan çıkarken hep bu kaçışı bizim için hepimiz için yaptıklarını söylediler ama bırak geri gelmeyi tek bir haber bile göndermediler. Pislikler. Hepsi kendi için yaşıyor bu hayatta. Başkasını düşündükleri filan yok. Yalancılar.

Onlar yüzünden ben bunu kendim denemek zorundayım. Ölürsem tek sorumlusu onlar. Hepimize yetecek kadar cesaretleri vardı da bize neden pay etmediler? Onları ömrüm boyunca affetmeyeceğim.

Annemle babam da burada öldü benim. Sırf beni bırakıp gidemedikleri için. Sırf kaçarken ya beni de kaybederlerse diye. Asıl kahraman siz değilsiniz tamam mı? Asıl kahraman beni burada bırakıp gitmeyen ailem. Hepinizden nefret ediyorum.

Tekiydim.

Şimdi bu akşam nasıl uyuyacağım ben? Birilerine ne yapmam gerektiğini sormam lazım. Işığı gördüğümde bile ne yapacağımı bilmiyorum. Ya kör olursam!

Belki de sabahı beklemem manasız. Bu yolculuğu gece yapmam lazım. Herkes uyurken, güneş henüz doğmadan. Hangi yoldu, hangi delikti bu Allah’ın cezası yol. Buydu sanırım. En son giden buradan gitmişti. Önce yukarıya doğru tırmanmam gerekecek demişti. E herhâlde yukarıya doğru tırmanman gerekecek. Yerin altındasın salak herif.

Bu kadar küçük müydü ya bu delik? Zor bela yürüyorum. Bin kişi geçti önümden, biriniz deliği büyütmek için çaba sarf etseydiniz bari. Aptallar. Sadece kendisini düşünen pislikler.

Her adımda biraz daha daralıyor nefesim sanki. En azından ne kadar yürümem gerektiğini bilseydim bari. Ömrümün sonuna kadar bu delikte dönüp durursam ya? Ya açlıktan ölürsem bu kara deliğin içinde? Kaderim bu olamaz. Sonum bu olamaz. Bu dünyada daha güzel yiyeceklerin, seslerin olduğunu söyleyenlerin hepsi yanılmış olamaz.

İşte orada. Sanırım orada. Allah’ım çok yavaş ve sessiz olmalıyım. Ne demişlerdi? Hıh, ilk iş kendinize saklanacak bir yer bulmanız lazım demişlerdi. Yemek ve su sonraki problemler. Önce bunu halletmeliyim. Kendime saklanacak bir yer bulmalıyım.

İşte yolun sonu. Buradan sonra artık korunmasız bir dünyaya adım atıyorum. Tehlikeler beni bulabilir ve ölümüm çok ani olabilir. Dışarıda kaç tane insanın olduğunu bile bilmiyorum.

İşte oldu artık daha sessiz olmalıyım.

Off burası ne kadar devasa bir yer böyle. Dünyanın üzerine çıkmış gibiyim. Görmek, görmek çok acayip. Ömrüm boyunca zifiri karanlığın içinde olduğum için kör olduğumu düşündüm hep. Belki de herkes öyle düşünüyordu ; Gördüğüm şeylerin ne olduğunu öğrenecek kadar yaşayabilecek miyim acaba?

Sessizce bir köşeye saklanmam lazım. Neresi acaba burası? Bu koca koca çubuklar da ne böyle. Aşağıda biz bunların üzerinde yürür, yatardık. Şimdi bunların hepsini ayakta görmek çok acayip. Bunlara tırmansam belki yukarıda daha farklı bir şeyler bulabilirim.

Ne oluyor bana böyle. Ellerimi kollarımı hareket ettiremiyorum sanki. Yıllarıdır gözüm kapalı yaptığım şeyi yapamıyorum, tırmanamıyorum bile. Bu dünyanın havası çarpmış olmalı. Ölmek böyle bir şey mi yoksa? Son kez denemeliyim. Yukarı çıkarsam belki her şey değişir. Ah, olamaz. Bir bu eksikti. Ters düşmek isteyeceğim en son şeydi. Sırtım, ayaklarım. Hareket dahi edemiyorum. Hiçbir şey yapamıyorum.

Tekiydim.

Yapmamalıydım. Oh evimdeymişim. Burası benim evim mi? Evimdeyim sanki. Rüya gördüm sanırım. Bir an ölüyorum sandım. Tüm gece uyumadığım için halüsinasyon görüyorum sanırım. Artık biraz gözlerimi kapatıp dinlenmem lazım. Sırtım, ayaklarım. Hareket edemiyorum sanki. Sabah düşünürüm. Uyumalıyım artık.

Sesler. Işık. Gözlerim kör olacak sanki. Bir anda bu kadar ışık nereden geldi. Ah bu kadar insan, bir anda nasıl da toplandı. Rüya değil, çıkmışım o delikten. Sesler.

- Anneeee. Anneeeeeee. Bir tane daha ölmüş burada iğrenç.

- -----

- Neee? Alamam ben kendin gel al.

- ----

- Aaa. Ölmemiş hala kımıldıyor. Nefret ediyorum tüm hamam böceklerinden. Evi ilaçlayınca hani artık gelmezler demiştin. Nerden geliyor bu mikrop hayvanlar. Gel aaaaal!

12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yaprak